:: YAZI

Eklenme: 14.11.2020 12:16 


Çeşitli kaynaklardan aldığımız bilgilere ve Oxford Üniversitesi, Antropoloji Doktora Öğrencisi Hrag Papazian’a göre;bugün Türkiye’deki Hristiyan Ermeni vatandaşlarının sayısı 60 ila 70 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Yüzde 90’ından fazlası faaliyette olan kiliselerin, ilk ve ortaöğretim okullarının ve birkaç gazete ve dergi yayınlarının olduğu İstanbul’da yaşıyorlar. Bu grubun üyelerinin Ermeni Kimliklerinin en önemli öğelerinden biri daha çok Ermeni Kiliseleri aracılığıyla Hristiyanlığa bağlılıkları. Aslında Ermeniliğin bu grubun üyeleri için sadece etnik bir kimlikten ziyade etno-dini bir kimlik olduğu bile tartışılabilir. Tanıştığım ve konuştuğum çok sayıda kişi için Ermeni olmak otomatik olarak Hıristiyan olmak anlamına geliyor. Birçok kişi bu iki ifadeyi alternatifli olarak kullanıyor. “O Müslüman mı?” diye sorulan soruya “Hayır, o Ermeni” diye cevap verenler duydum. Dini hakkında soru sorulanlar da “Ben Ermeniyim” diye cevap veriyorlardı. Az sayıda da olsa bir kısmı Ermeniliği bir din olarak sınıflandırmaktan çekinmezler iken, bunun ulusal veya etnik kategori olarak sayılması gerektiğini düşünen birçoğu da “bizim durumumuzda iki kavramı birbirinden ayırmak zor ve yanlıştır” düşüncesini ifade ettiler. Tüm dünyada Ermeni toplulukları arasında farklı derecelerde var olan Ermenilik ile Hristiyanlık arasındaki ilişkinin tarihi, kültürel ve sosyal gerekçelerini kapsamlı olarak incelemek için yerimiz yok. Ancak Türkiyeli Ermeniler durumunda, Cumhuriyet dönemindeki ek etkenlerin ulus ve din arasındaki yakınlaşmayı, bu iki kavramın neredeyse birleştiği bir noktaya varacak kadar bir adım öteye taşıdığını söyleyebiliriz.
Lozan Antlaşmasında olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında, etnik ya da ulusal azınlıkları değil sadece dini azınlıkları tanımıştır, Ermeniler de resmi olarak Ermeni Kiliselerine üyelik ile sınırlandırılmış dini bir topluluk olarak algılanmışlardır. Bu yüzden de yakın bir tarihe kadar din hanesinde “Ermeni” yazan resmi nüfus cüzdanlarının yanı sıra kilise de Ermeniliğin yerine getirilmesinin garantörü oldu. Kilise kültürel ve sosyal faaliyetlerin düzenlendiği bir teşkilata dönüştü. Genel korku ve temkinli olma atmosferi içerisinde kilise uzun bir süre bir haber kaynağının anlattığı gibi “Ermenilerin güvenli bir biçimde buluşabildikleri ve birbirleriyle konuştukları yer” oldu. Bütün bunlar kilisenin Ermeniliğin evi ve doğal çevresi olarak algılanmasına neden oldu. Sonuçta, bugün Türkçe günlük yaşamda konuşulan dil olsa da, benim de tanık olduğum kadarı ile, çocuklara bazen kilisede Ermenice konuşmaları söyleniyor. “Hos yegeghetsi e aghchigs, yegeghetsiin mech hayeren bidi khosis” (kızım şu anda kilisedeyiz, burada Ermenice konuşmalısın). Öte yandan İstanbul’daki Ermeni okulları Hıristiyanlık ile dolu, özellikle de bu onların resmi olarak müfredatında yer alıyor. Bu okullarda, 25 yaşındaki lokal bir arkadaşım olan Armen’in anlattığı gibi “Ermeni-Hıristiyan” fikri çocuklara aktarılıyor: “Aziz Vartan savaşını öğretmek bile yeterli (bunun için). Bizlere ‘Bizler Hıristiyanlık adına kurban edilmiş bir ulusuz...’ öğretiliyor”. Bir etnografik örnek daha vermeme izin verin.

Alttaki fotoğraf İstanbullu Hıristiyan Ermeni bir annenin çocuklarına yazdığı nota ait. Not Türkçe dilinde yazılmış olsa da, “kilise”, “paskalyadan önceki Pazar günü”, “İsa” kelimeleri Ermenice olarak yazılmış. Bu da bana göre Ermenilik ve Hıristiyanlığın Türkiye’deki birçok Hıristiyan Ermeni için bilişsel seviyede ne kadar derinden birbiri ile bağlantılı olduğunu simgeliyor.
Göçmenler
Ermenistan göçmenleri 1991 yılında Ermenistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı sonrası ekonomik sebeplerden dolayı gelmeye devam ettiler. Ermeni kimlikleri her şeyden önce maddi, manevi ve ideolojik bağları ile beraber vatanları Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlı. Göçmen çocuklarını ağırlayan yaygın eğitim veren okulunu ve hatta Facebook sayfasını incelemek gerçeği algılamak için yeterli. Oradaki çocuklar, aileleri ileride ülkelerine geri döndüklerinde çocuklarının eğitimlerine devam etmelerini arzu ettiklerinden Ermenistan’ın örgün eğitim programına göre eğitim alıyorlar. Okul duvarlarında Ermenistan bayrakları asılı ve Ermenistan Bağımsızlık günü tiyatro gösterileri ile kutlanıyor (bkz aşağıdaki resim).
Öğretmenler Ermenistan’daki haberleri takip ediyorlar, teneffüslerde Ermenistan siyasetinden ya da sadece oradaki havadan söz ediyorlar. Nisan 2016’da Azerbaycan ile fiili bağımsız Ermeni eyaleti Nagoro-Karabağ arasındaki dört günlük savaş esnasında, öğretmenler durumla ilgili endişelerini dile getirdiler. Bir başka tanıdık ise son savaşın kendisine artık Türkiye’de kalamayacağını, ailesi, arkadaşları, yurttaşları ile birlikte Ermenistan’da olması gerektiğini hissettirdiğini anlattı. Tanıştığım göçmenlerin çoğu mali durumlarının imkan vermesi halinde vatanlarına dönme konusunda istekli olduklarını ifade ettiler.
Göçmen Ermenilerin Ermeni olma konusunda esas olduğunu düşündükleri ikinci önemli öğe “Kargin Hay”i “iyi” ya da “kötü” Ermeni yapan geleneksel değerler ve ahlaki normlar serisi. Söyleşi yapmış olduğum göçmenlerin çoğunun hayalinde Ermeni geleneklerine göre Ermeniler bir sürü şey arasında aileye önem verip, büyüklerine saygı duyarlar, Ermeni erkekleri cesurdur, taviz vermezler, Ermeni kadınları üzerinde kontrol uygularlar ve kadınlar kocalarına saygı duyar ve onlara “kocalara davranılması gerektiği gibi” davranırlar. Örneğin genç bir göçmen erkek olan Henrikh vatanından uzak olsa da Ermeniliğinden vazgeçmediğini belirterek bunu destekleyen bir açıklama da yapmıştı: “mesela, burada yolda bir şey olsa veya birisi bana hakaret etse, onunla dövüşür ona sınırlarını hatırlatırım...”
Türkiye’nin Müslüman Ermeni vatandaşları
Araştırmacılar, gazeteciler ya da siyasi figürler yüzbinlerce ya da hatta milyonlarca Müslüman Ermeni’den söz etseler de şahsen ben böyle rakamlar paylaşma konusunda çekimserim ve “Müslümanlaştırılmış Ermenilerin soyundan gelenler” ile “Müslüman Ermeniler” arasında belirgin bir fark olduğuna inanıyorum. Müslüman Ermeniler derken, Müslümanlaştırılmış Ermenilerin tüm soyundan gelenlerden bahsetmiyorum, daha çok kendini Ermeni olarak tanımlayan, sadece öznel olarak ve sosyal olarak Ermeni olanlardan söz ediyorum. Tanıştığım Müslüman Ermeniler farklı tarihi ve sosyokültürel geçmişlerden geliyorlar: Sünni çevreden gelenler, kimlik belgelerinde Müslüman yazmanın haricinde İslam ile hiçbir alakası olmayan Dersim’de olduğu gibi Alevi ortamlarda yaşamış olanlar gibi, kimi Kürt kültüründe kimi Türk kültüründe yetişmiş ve kiminin atalarının 1915 soykırımında döndüğü gibi kiminin atalarının Hemşinlilerde olduğu gibi daha erken döndüğü gibi. Zaman kısıtlamalarından dolayı bu her alt grubun özelliklerinden söz etmem mümkün değil. Hepsinin ortak özelliği yukarıda belirtilen iki türden farklı olarak, Ermeni kimliğini sahiplenen, bu kimliği düzenleyen, tanımlayan ve biçimlendiren devlet ya da dini kuruluşların etkisinden oldukça uzak yaşamalarına rağmen Ermeniler gibi hissedip hareket etmeleri. Ermeni kimliklerinin günlük olarak ifade bulduğu Ermeni Kilisesi ya da Ermeni devleti gibi ait olunan kurumsal adres yokluğunda, bu Müslüman Ermeniler için Ermeni olmak daha çok geriye dönük bir süreç. Öncelikle ataları Ermeni olduğu için Ermeni olduğu olgusundan ibaret ve sonrasında da daimi bir asimilasyon ve ortadan yok etme politikası içinde kaybolan kimlikten bir şeyleri geri kazanmak söz konusu. Hıristiyan Ermeniler ve Göçmenlerin kendilerine Ermeni gibi hareket etme ve düşünmeleri için uygulamalı ya da sembolik-ideolojik olanakları sunan kurumsal oluşumları var, Türkiye’deki Hıristiyan olmayan Ermeni vatandaşlarının ise Ermeniliklerini inşa edebilecekleri bir tek ailelerine ait olan kayıp bir geçmişleri bulunuyor. Örneğin, Mehmet’in kız arkadaşı kendisini teselli ederken ve onu Müslüman olduğu için ve Kürt ortamında büyüdüğü için Kürt olduğuna ikna etmeye çalışırken Mehmet cevap verir: “Hayır, ben Ermeniyim. Dedemin ismi Mıgırdiç, onun babasının ismi Kevork. Dinimizi değiştirmiş olabiliriz ancak bu isimler değişmedikçe ben bir Ermeniyim. Irkım Ermeni ırkıdır.” Bir başka haber kaynağı ise yitirilmiş olanı geri kazanmaya yönelik gerekçelerini şu sözlerle anlatıyor: “ Ailemden bir kimlik çaldılar. Der Garabeçyan adı yok oldu! İşim bitince bu soyadını alacağım çünkü devam etmesini istiyorum...” En azından bu bireyler için Ermeni olarak özdeşleşme yüzyıldır devam eden asimilasyon ve ayrımcı politikalara bir direniş biçimi.
Herkesin Ermeniliğini değerlendirme
Bu farklı Ermeni türleri birbirleri hakkında ne düşünüyorlar? Ermenilik ile ilgili ön yargı ve inançları diğer Ermenilerinkiler ile örtüşmez ise ne oluyor? Önce şunu belirtmeme izin verin, her grubun üyelerinin hepsi ilerleyen paragraflardaki ifade edilen görüşleri paylaşmıyor. Burada sadece ortak bakış açılarına yer verilecek.
Türkiye’deki Hıristiyan Ermeniler, Müslüman Ermeniler fikrini kabul etmekte özel zorluk yaşıyorlar. Bazıları, her şeyden önce bu Ermenilerden söz edildiğini hiç duymamışlar bile: “Müslüman Ermeni de ne demek? Nasıl olabilir ki?” Müslüman Ermeni belirsiz bir kategori olarak görülüyor. Ermenilik kimliğini bu yazının başında da ifade ettiğim gibi Hıristiyan Ermeni Kilisesi’nin mensubu olmak olarak düşünüldüğü bir ortamda kolay anlaşılır bir durum. Ermeni olmak Ermeni Kilisesi’ne ve onun faaliyetlerinin bir parçası olmak olarak koşullandırılıyorsa, bu dünya ile bağlantısı olmayan bir kişi nasıl Ermeni olabilir ki? 50’lerinde olan bir adam bunu çok net bir şekilde ifade etmişti: “Ermeni olabilir ama Cami’de namaza da gidebiliyor... böyle bir şey tahayyül edilebilir mi ki? Siz söyleyin!” diğerleri isyan etmişti. “ İhtiyaç olduğunda Ermeni olduklarını söyleyecekler ama aynı zamanda Müslüman mı kalacaklar? Ne tür bir ikiyüzlülüktür bu? Onların bir seçim yapmasını sağlamalıyız.” Bu ve buna benzer düşünceler bazı Hristiyan Ermenilerin Müslüman Ermenileri Ermeni olarak kabul etmemelerine kadar uzanabiliyor: “Onları, dedelerinin dinine dönmelerini sağlayalım, vaftiz edelim ancak o zaman onları Ermeni olarak kabul edebilirim.” Müslüman Ermeniler ise Hıristiyanların Ermeniliği konusunda yargıda bulunmuyorlar. Onlara göre Ermeni olmak, bir din olmaktan ziyade ırk ya da ulus konusudur, mirastır, öznel bir haktır görüşünü savunarak Hristiyan Ermenilerce dışlanmaktan şikayetçiler.
Hristiyan Ermeniler ise, Ermeniliklerini sorgulayan Göçmenler tarafından incelenip eleştirilmektedirler. Çok sayıda göçmenin yerel Ermenilerin Ermeni değerlerinin boşaltılmış olduğuna ve Türkleştiğine yönelik şikayetlerine tanık oldum. Burada iki argüman devreye giriyor. Öncelikle Türkiye’deki Ermeniler Ermenistan Cumhuriyeti ile hiç ya da çok ilgilenmiyorlar ve Türkiye’yi kendi vatanları gibi görüyorlar. 40’lı yaşlarındaki göçmen Karen şöyle demişti: “Bazı yerellere göre biz vatanımızı terk ederek onların vatanına geldik. Ama bir dakika ne zamandan beri benim vatanım da sizin değil? Ne zamandan beri burası sizin vatanınız? Ayrıca onlar ile Türkler arasındaki fark nedir? Onları nasıl Ermeni olarak hesaba katayım? Bu yaklaşım, Ermenistan Cumhuriyeti’nin Göçmenlerin Ermeniliği içerisinde sahip olduğu önemli yer düşünüldüğünde kolayca anlaşılabilir. Göçmen için iyi ve doğru Ermeni olmanın ikinci önemli ön koşulu ise, gördüğümüz gibi ayırt edici biçimde Ermeni olarak tanımladıkları bir dizi geleneksel değerlere sadık kalmak. Bu durum da Göçmenlerin temas halinde oldukları yerel Hıristiyan Ermenilerin Ermeniliklerini sorgulamalarına yol açıyor: “yereller çok fazla Türklere benzemişler... Geleneksel Ermeni değerlerinden vazgeçmişler... bir bakın onlara, yaşlı ebeveynlerine bakmak yerine onları huzurevlerine gönderiyorlar...” Yerel Hıristiyan Ermenilerinin ise Göçmenlere yönelik önyargı ve şikayetleri de var. Göçmenlerin büyük çoğunluğu işçi sınıfından olduklarından ve de özellikle çoğunluğu kadın olan bu kişiler yerel Hıristiyan Ermenilerin evlerinde hizmetçi olarak çalıştıklarından, bu yerel Ermeniler onları hakir görüyor. Göçmenler de yerellerin onları eğitimsiz, cahil, “köylü” ve kaba kişiler olarak görmelerinden şikayetçiler. Üstelik yerel cemaat içerisinde göçmenlere karşı ciddi bir güvensizlik sorunu yer alıyor. Bu ne yazık ki bazı göçmen çalışanların çalıştıkları yerel Ermenilerin evinde hırsızlık yapmasından kaynaklanıyor. Bazı Göçmen kadınların İstanbul sokaklarında fahişelik yapmaları da şehirde Ermenilerin imajını değiştirmelerinden şikayet eden yerel Ermenilerin canını sıkıyor: “onlar gelmeden önce insanlar Ermenilerin zanaatkar, sanatçı, asil kişiler olduklarını düşünürlerdi oysa şimdi bizlerin fahişe, hırsız vs. olduğunu da düşünüyorlar.” Son olarak, bazı Göçmenler yerel Ermenileri “Türkleşmiş” buluyorlar, bazı yerel Ermenilerin ise Göçmenlerin “Ruslaştığını” ya da “Sovyetleştiğini” ve böylece kısmen de olsa “Ermenilik” ve “Ermeni değerlerinin” içini boşalttıklarını söylediklerini duydum.
Son olarak, Müslüman Ermeniler ile Göçmenler arasında neredeyse hiçbir ilişki olmadığından her iki tarafın birbiri hakkında söyleyecekleri çok bir şey yok. Kendileri Hıristiyan olan Göçmenler, Müslüman Ermeni olgusunu belirsiz ve zaman zaman da kabul edilmez olduğunu düşünüyorlarsa da yerel Hristiyan Ermeniler durumunda olduğu kadar aşırı değil.
Sonuç
Bu devam eden araştırmada elde edilen veriler Ermeni kimliğinin bu kimliğe sahip olanların sosyal ve tarihi özelliklerine göre değişebilen yerel yorumlara açık olduğunu gösteriyor. Öte yandan bu çeşitlilik iç çatışmalara ve karşılıklı patlamalara neden olabilir. Dünyanın farklı köşelerinde başka olası yerel yorumlamaların olduğu düşünülebilir ve çağdaş Ermeni kimliğinin daha kapsamlı anlaşılması için bu yönden daha fazla araştırma yapılması ihtiyacı ifade edilebilir.
Bu üç farklı Ermeni grubun dördüncü ve yabancı bir perspektiften yani Türk milliyetçiliğinden bakılınca belki de birbirlerine en yakın gruplar olduğunu söyleyerek bitirmek ironik olabilir. Türk milliyetçiliği için Ermenilik elbette bambaşka bir tanıma sahip: Hıristiyan olsun olmasın, Türk vatandaşı olsun olmasın ulusal düşman tanımı. Bu üç Ermeni grubu arasındaki en bariz ortak nokta Türkiye’de Ermeni olmak. Bu üç grubun temsilcilerinin fiziksel olarak belli bir zaman ve mekanda bir araya geldikleri tek vesile her biri için farklı tanımlara sahip olan “Ermeni”nin saldırıya maruz kalması: Hrant Dink cinayetinin yıllık anma etkinlikleri, Ermeni Soykırımı anma etkinlikleri ve Kamp Armen için verilen yeni mücadeleler.
(Bu makale Hrant Dink Vakfı ve Hamazkayin Ermeni Eğitim ve Kültür Derneği tarafından 7-8 Ekim 2016 tarihinde İstanbul’da düzenlenen “21. Yüzyılda Ermeni Kimliğine Eleştirel Yaklaşımlar: Kırılganlık, Direnç ve Dönüşüm” konferasında sunulmuştur.)

KÜRT BİLİNEN ERMENİLER :
PROF. DR. YUSUF HALAÇOĞLU şöyle der:
PKK 35 bin kişinin kanını ellerinde taşıyan PKK lideri Artin Agopyan (APO) ermenidir.
“Parmaksız Zeki” kod adlı Şemdin Sakık, Ermeni’dir. Nenesinin Ermeni olduğunu kendisi açıklamıştır.
Bölücü Kürt partisi milletvekili Sırrı Sakık Ermeni’dir.
Bölücü Kürt partisi sözde “eş başkanı” Emine Ayna, katıksız bir Ermeni’dir.
PKK’nın önderlik ettiği, şimdi pek adı duyulmayan “sürgünde Kürdistan hükümeti” delegesi, 1959-Silvan doğumlu Semra Bakır, Ermeni’dir. Semra’nın kardeşi Orhan Bakır’ın asıl adı Armenak’tır. Ermeni terör örgütü TİKKO mensubu idi, Örgütün merkez komitesine kadar yükselen Orhan Bakır, güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada Bingol’de öldürülmüştür.
1977-Silvan doğumlu Bülent Bakır Ermeni’dir.
“Sürgündeki hükümet” delegesi Meryem Tabaş Ermeni’dir. Dedesi Hokar, nenesi Haykanuş’tur.
“Zazan Bertin” kod adlı 1980-Silvan doğumlu Ruşen Tapancı Ermeni’dir. Dedesinin adı Ohannis’tir. “Mavi Çarşı”nın yakılması eylemine katılmıştır.
1975 doğumlu Yusuf Cihangir Ermeni’dir. Dedesinin adı Vartan’dır.
1965-Karakaçan doğumlu Adnan Dizin Ermeni’dir. Dedesinin adı Kirkor’dur.
1970-Siirt doğumlu Nihat Türksoy, hiç de TÜRK soylu değildir, Ermeni’ dir. Dedesinin adı Serkis, nenesinin adı Zerdo’dur.
1977-Bozova doğumlu Mehmet Güzel Ermeni’dir. Dedesinin adı Mıgırdıç, nenesinin adı İlsevik’tir.
“Cihan” kod adlı, 1974-Pertek doğumlu Akif Yadigâroğulları Ermeni’dir. Büyük dedesi Apkar, nenesi Maryam’dır.
1973-Ömerli doğumlu Metin Gümüş Ermeni’dir. Büyük dedesi Artin, ninesi Dihram’dır.
1948-Palu doğumlu Zülküf Demirtaş Ermeni’dir. Bu hıristiyan herif, “HADEP İmamlar Birliği” üyesi olmuştur!..
1978-Silvan doğumlu Sidar Şimşek Ermeni’dir. DEHAP ilçe teşkilatında görev yapmıştır. Büyük dedesi Bedros, nenesi Luşin’dir.
1977-Diyarbakır doğumlu Mehmet Sami Geniş Ermeni’dir.
Uyuşturucu madde kaçakçısıdır. Yakalanıp, 11.12.2002 tarihindeİstanbul; 6.DGM mahkemesinde CK/405 ve CK/403: Uyuşturucu madde ticaretinden yargılanarak 6 yıl 8 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır. Büyük dedesi Serkis, nenesi Şuşi’dir.
1975-Afşin doğumlu Özgür Erbil Ermeni’dir. Sahte belgeler ile yurtdışına çıkmıştır. Almanya’da, uyuşturucu tâciridir. Büyük dedesi Akup (agop), nenesi Lüsye’dir.
1977-Silvan doğumlu Orhan Olsen Ermeni’dir. Büyük dedesinin adı İliyo, nenesinin adı Mari’dir. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.
1968-Muş doğumlu Kutbettin Akşula Ermeni’dir. 1992 yılında Muş ilinde PKK terör örgütüne maddî yönden destek sağlamak amacıyla silah kaçakçılığı yapmaktan tutuklanmıştır Büyük dedesi Vartan, nenesi Zelha’dır. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.
1979-Yurtbeyi doğumlu Barış Başak Ermeni’dir. Büyük nenesinin adı Kotine’dir. DTP kurucu üyesidir.
1953-İdil doğumlu Abdülaziz Özdemir Ermeni’dir. Dedesi Yusuf, ninesi Kazo’dur. 21.2.1991 günkü çatışmada ölü ele geçirilmiştir.
1972-Siverek doğumlu Levent Kayadağ Ermeni’dir. Dedesi Migdat, ninesi Havuş adındadır. 16.10.1993 günü çatışmada ölü ele geçirilmiştir.
1954-Beştüşşebap doğumlu Mehmet Öztunç Ermeni’dir. Dedesinin adı Musa, nenesinin adı Miran’dır. PKK’ya yardım ve yataklıktan tutuklanmış, daha sonra HADEP Antalya İl Kurulu’na seçilmiştir.
1977-Karayazı doğumlu İdris Sefil Ermeni’dir. Terörden hapis yatmış, sonra bir ara Konya HADEP Gençlik Komitesi üyeliği yapmıştır. Sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.
İdris’in akrabası Ersin Sefil de Ermeni’dir. Kuzey ırak’ta çatışmada öldürülmüştür.
1974-Hazro doğumlu Haci İçer’in hacılıkla hocalıkla alâkası yoktur, Ermeni’dir. Dedesi Ali, nenesi Gule’dir. HADEP Hazro İlçe Yönetim Kurulu üyesi idi. O da sahte çürük raporu alarak askere gitmemiştir.
1973-Yaylayanı doğumlu Dilâver Öncü Ermeni’dir. HADEP Konak Şubesi Yönetim Kurulu üyesi idi. Izmir’de misyonerlik faaliyetinde bulunmuş, kilisede vaaz vererek hıristiyanlık propogandası yapmıştır.
1965-Firke doğumlu Edip Yıldız Ermeni’dir. Büyük dedesi Gaço, nenesi Rihan’dır. HADEP Parti Meclisi üyesi idi. PKK’lı suçluların avukatlığını yapmaktadır. Nevşehir E tipi cezaevinde yatan PKK terör örgütü mensubu Nimet Can’ın avukatlığını yapmıştır.
1964-Benek doğumlu Haşim Benek Ermeni’dir. Büyük dedesinin adı Şiho, nenesinin adı Kitro’dur. 16.03.1985 günü Şırnak ilçesi Dereler Köyü civarında, Eşek Mağaraları mevkiinde güvenlik kuvvetleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada sağ olarak ele geçirilmiş ve Diyarbakır mahkemesinde CK/ 1 68 : yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan yargılanmıştır. Hapis yatmış, sonra DEP Antalya-Muratpaşa Belediye Encümeni adayı olmuştur.
1954-Kamberşeyh doğumlu Mahmut Hakkı Eşiyok Ermeni’dir. Büyük dedesinin adı Hokar, nenesinin adı Haykanuş’tur. HADEP İstanbul il teşkilatı sekreterliği yapmıştır.
1959-Urfa doğumlu İzzettin Kalaycı Ermeni’dir. 11.7.1986 tarihinde Diyarbakır 1. As. mahkemesinde CK/168 : Yasadışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan yargılanmış 8 yıl 8 ay hapis yatmış, sonra Şanlıurfa HADEP il teşkilatında görev almıştır. 23.06. 1 996 tarihinde Ankara’daki HADEP 2. olağan kongresinde Türk bayrağının indirilerek PKK bayrağı asılması olayına karışmıştır.
1948-Kölük doğumlu Mehmet Cantekin Ermeni’dir. Büyük dedesi Bedros, nenesi Meryem’dir. Diyarbakır merkez Kayapınar Belediye başkanlığı yapan Mehmet Cantekin, 1995 tarihli milletvekili seçimlerinde Diyarbakır HADEP Milletvekili adayı olmuştur. Mehmet Cantekin Kulp Karpuzlu da köy koruyucularını yönlendirerek terör örgütü PKK’ya lojistik destek sağlamaktadır. 2003 yılında PKK’nın 1978′de kurulduğu Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde DEHAP ve Göç-Der yöneticileri ile birlikte ‘barış ağacı’ adı altında ağaç dikmek töreni düzenlemiştir. Törende bölücü başı Öcalan’ı övücü sloganlar atılmıştır.
1953-Siirt doğumlu Maruf Altın Ermeni’dir. Büyük dedesi Ohanis, ninesi Pori’dir. Ama babasının dönme adı Hüseyin, anasının dönme adı Nafiye’dir. Böylece pek çok kişinin yaptığı gibi Ermeni olduklarını gizlemişlerdir. DEP İzmir-Konak ilçe teşkilatı üyesi idi. 23 Eylül 1998 tarihinde TCK 1 68 : Yasadışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan 1 2 yıl 6 ay ağır hapis cezasına mahkûm olmuştur.
1973-Urfa doğumlu Mehmet Sait Yalçın Ermeni’dir. Dedesi Girbuş, ninesi Varti’dir. Ancak babasının dönme adı Mehmet Kerim, anasının dönme adı Mevlude’dir. 1997′deki Bodrum bombalı saldırısının sorumlusudur. Müebbet hapse mahkûm olmuştur.
1975-Hazro doğumlu Zanamazak Yezidî’dir.
1973-Nusaybin doğumlu Mehmet Zeki Şaşmaz Yezidî’dir.
1971-Nusaybin doğumlu Abdullah Şaşmaz, kendini hiç de ALLAH’ın kulu saymaz, Yezidî’dir.
1975-Hazro doğumlu Nevzat Tedik Yezidî’dir. Halit-Revzete’ den olma Nevzat Tedik’in nenesi Hüsna Tedik Diyarbakır il teşkilatı HADEP üyesi de olan PKK’nın gençlik örgütlenmesi içinde yer alan Nevzat Tedik, 11 Ekim 2001 tarihinde TCK 1 68: Yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmaktan 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.
PKK’nın Avrupa’daki kasası Nuriye Kesbir Yezidî’dir. Aynı zamanda Kongra-Gel PKK’nın cephe örgütü Avrupa Kürt Demokratik Toplum Koordinasyonu (CDK) sözde meclis üyesidir. Eylül 200 1 ‘de Hollanda’ya yasadışı yollardan girmek isterken yakalanmıştır.
1980-Midyat doğumlu Şevkiye Atalan Yezidî’dir.
1966-Midyat doğumlu Fahrettin Şahin Yezidî’dir.
Adana’da yakalanan PKK’lı canlı bomba Hatice Arat Yezidî’dir. Dedesi Hasso, nenesi Meryem de Yezidî’dir.
1955-Beşin doğumlu Osman Ergin Yezidî’dir. DTP Merkez Yönetim Kurulu üyesidir.
Batılılar’ın aleyhimize kullanmak için sözüm ona “Türkler” arasından seçtirdiği, Avrupa Parlamentosu üyesi Feleknaz Uca, Yezidî’dir.
Feleknaz’ın babası Abdullah Uca, “Yezidî Kürdistan Birliği” başkanıdır, Elbette o da Yezidî’dir. Televizyonlarda boy gösteren Metin Uca nedir, size kalmış… Çünkü bu bölücü-militanların yumuşak uzantısı tüm medya, bürokrasi, parlamento ve hatta asker içindedir.
1971 -Midyat doğumlu Seyithan Alpar Süryânî’dir, yani SEYYİT Peygamber torunu) falan değil, düpedüz Hıristiyan’dır.
1976-Midyat doğumlu Metin Kesenci Süryânî’dir. “Beth Nehrin” adlı Süryânî ve Asurî örgütünün kurucusudur.
1975-Midyat doğumlu Adnan Kesenci Süryânî’dir.
1983-Nusaybin doğumlu Bilal Yürek Süryânî’dir.
1980-Pervari doğumlu Salih Boğdu Süryânî’dir.
1937-Ceylanpınar doğumlu Şemsi Emen Süryânî’dir. HADEP üyesi idi.
1969-Kurtalan doğumlu İhsan Kaya Süryânî’dir. Romanya’da PKK insan, silah, ve uyuşturucu kaçakçılığı yapmaktayken sahte pasaport ve kimlikle yakalanmıştır. Büyük dedesi Görgis, nenesi Şemuni’dir.
1962-Siirt doğumlu Basri Kaysi Süryânî’dir. Büyük dedesi Gorgis, ninesi Şemuni’dir. İHD Siirt Şubesi üyesi, ve DEHAP Siirt il teşkilatı delegesi idi.
1980-Siirt doğumlu Ayhan Kaysi Süryâni’dir. Büyük dedesi Gorgis, ninesi Şemuni’dir. Pek çok olaya karışmış, 1997′de teslim olmuştur.
Itirafçı olmuş, 1999′da tahliye edilmiştir.
1952-Nusaybin doğumlu Mehmet Zeki Kanşiray Süryânî’dir. Büyük dedesi Zeytun, ninesi Meryem’dir. İzmir Köy Hizmetleri soygununa katılmıştır. 16.7.1990 günü Bornova Tarım ve Orman Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü Personeli maaşlarının silah zoruyla gasp edilmesi olayında tutuklanmıştır. Hapis yatmış, sonra HADEP Gaziemir İlçesi Yönetim Kurulu üyesi olmuştur.
1968-Derik doğumlu Fethi Oktay Süryânî’dir. Dedesi Turnas, nenesi Mennuş’tur. 1997′de yakalanmış, müebbed hapse mahkûm olmuştur.
1948-Palu doğumlu Zülküf Demirtaş Ermeni’dir. Büyük dedesi Kinkos, ninesi Nazlı’dır. Ikisi de Ermeni idi.
Hala bu ermenilerin peşinden giden kürtlere şaşarım….!
EVET...Günümüz kaosunda “Hepimiz Ermeniyiz...” diye meydanharı dolduranlar, parti olarak Ermenistana destek verenler, borazsan olanlar ve hıyanet içinde bulunanlar bu makaleyi ve Halaçoğlunun ifadelerini iyi okumalı, tövbekar olmalıdır.
Ermenistanla mücadele ve kurtuluş savaşı veren Azerbaycanlı kardeşlerimizin, nasıl bir tehlike altında bulunduklarını bilmeli ve zulümleri görmeliyiz. Eğere Müslüman ve Türk olduğumuzu iddia ediyorsak, VEBAL VE HESABIMIZ BÜYÜK OLU

  Yorum gönder
 
Diğer yazılar

* ERDOĞAN VE AK PARTİ GİDERSE NELER OLUR?
* BURSA BÜYÜKŞEHİR İNEGÖL BASKINI ALTINDA....
* SİZ KARAR VERİN!...
* İBRETLİK BİR HİKÂYE
* ASRIN EN BÜYÜK HASTALIĞI ZÂNİLİK...
* FENER PATRİKHANESİ’NİN İHÂNET PROGRAMI
* “NAMAZ, NEFES ALMAK GİBİDİR”
* 86 YILLIK ZELİL, HAÇLI SEFERİ, MAHKȖMİYET SONA ERDİ!..
* “NAZAR HAKTIR” –HADİS
* AK PARTİ NEREYE GİDİYOR?...


Tüm Yazılar

 
© 2006 - 2020 İlhan YARDIMCI
Tasarım & Yazılım Sinan Eldem